Furkan Kınlı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Furkan Kınlı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Eylül 2012 Çarşamba

Updated World Rankings following Shanghai Masters




 Shanghai Masters Finali'nde Judd Trump karşısında muhteşem bir geri dönüşe imza atan eski Dünya Şampiyonu John Higgins (MBE), sıralamada iki basamak yükselirken; Mark Selby ve Judd Trump zirvedeki yerlerini korumayı başardılar.

 Yarı final'e yükselen ve Higgins'e kaybederek elenen Shaun Murphy de iki sıra yukarı çıkarak 4.'lüğe yerleşti. Maguire ve Mark Williams (MBE) iyi bir hafta geçirmelerine rağmen ikişer sıra gerilemekten kurtulamadılar. İkinci Tur'da Joe Perry'e sürpriz şekilde "white-washed" yenilen Neil Robertson ise bir basamak gerileyerek 8. sıraya yerleşti.

 Ana Tur'daki bütün sıralamaları incelemek için tıklayınız.

Updated World Rankings following Shanghai Masters


21 Eylül 2012 Cuma

Shanghai Masters Yarı Final Eşleşme Analizi




 Greame Dott'ın karar frame'inde kaçırdığı o kırmızı gerçekten bütün turnuvanın kaderini değiştirdi. Turnuvanın olayı olarak değerlendirilebilir.



Mark Williams - Judd Trump

Bu eşleşmeyi tahmin edebilmek gerçekten çok zor. Maç içerisinde değişkenleri çok fazla olacak olan bir maç. Williams, her ne kadar da son dönemde eski forumunu yakalamış olsa da; Judd'ın bir şekilde maçı kazanacağı kanaatindeyim.


John Higgins - Shaun Murphy

Turnuva boyunca çok iyi oyun sergilemeden yarı finale kadar yükselebilen iki oyuncu için çok zor bir maç olacak. Murphy, eğer Bingham karşısında yaptığı hataları Higgins karşısında tekrarlarsa finale çıkma ihtimali çok zayıf. Higgins'in şansını daha yüksek buluyorum.

Shanghai Masters Yarı Final Eşleşme Analizi




 Greame Dott'ın karar frame'inde kaçırdığı o kırmızı gerçekten bütün turnuvanın kaderini değiştirdi. Turnuvanın olayı olarak değerlendirilebilir.

20 Eylül 2012 Perşembe

Neil Robertson 5-2 Chen Feilong [Detaylı Maç Analizi]


 Wildcard Turu'nda Fergal O'Brein'ı mağlup ederek Ana Tablo'ya adını yazdıran Çinli oyuncu Chen Feilong, 2010 Dünya Şampiyonu Avustralyalı Neil Robertson karşısında önemli bir sınava çıktı.



 Henüz açılış vuruşunun ardından maça pot ile başlayan Neil Robertson, ilk frame'de masayı başarılı bir şekilde açarak 88'lik bir break(seri) üretti. Son üç ayki dikkatsiz oyunundan uzak başladığı ilk frame'de Robbo, kendisine nazaran tecrübesiz rakibine ıstaka tanımadan, dikkatli ve her topun değerini bilerek vuruşlarını gerçekleştirerek maça iyi bir giriş yaptı. 88-0


 Feilong'un yaptığı kötü açılış ile bir fırsat daha yakalayan Neil, gerçekten inanılmaz derecede kötü bir vuruş ile kırmızı kaçırdı. 28'lik bir avantaj yakalayan Çinli Chen'e yine 28'lik bir break ile Neil cevap verdi. Uzun süren safety shot(güvenli vuruş) tekrarlarının ardından ilk avantajı Neil Robertson yakaladı. Vuruşlarına dikkat etmeyen Avustralyalı Istaka, çok hatalı vuruşlara imza attığı setin sonunda Yeşil topta sıkıntı yaşayan Chen karşısında frame(set)'i kazanarak skoru 2-0'a getirdi. 70-56


 Üçüncü Frame'in başında Chen Feilong, ilk potu gerçekleştirdi fakat beyaz top, paketin içerisinde boğuldu. Safety Shot yapmak isterken faul yapan Çinli oyuncu bir sonraki denemesinde iyi bir vuruş çıkardı. Bu frame'de çok uzun bir süre Safety Shot yapılarak geçildi. İlk ciddi fırsatı yakalayan 30 yaşındaki Çinli Feilong 42 sayılık fark ile öne geçti. Daha sonraki ıstakalarda üstünlüğünü koruyarak farkı tek frame'e indirdi. 6-63


 Çok uzun süre potsuz geçen vuruşların ardından Çinli Wildcard, ilk fırsatı yakalasa da serisini 13'ün üzerine taşıyamayınca Robertson, 53'lük break'iyle iki farklı skoru eline geçirerek seans arasına gitti. 66-14


 Seans arasından iyi dönmeyen Chen Feilong, ilk denemesinde hata yaparak Neil Robertson'ın masayı işlemesine olanak sağladı ve 32'lik bir seri gerçekleştirmesine fırsat verdi. Bir sonraki şansını da 17'lik serinin üzerine çıkartamayınca, The Thunder masayı temizleyerek 61'lik bir seriye imza atarak skoru 4-1'e taşıdı. 97-18


 Üç farklı skorun verdiği rahatlığın vuruşların yansıdığı çok belli olan Neil Robertson, rakibinin kısa kısa yaptığı seriler ile farkı açmasına engel olamadı. Chen Feilong, 65 sayılık avantajı eline geçirdikten sonra Neil masaya geri döndü ve uzun bir güvenli bir vuruş tekrarları gerçekleşti. Mükemmel bir uzun pot gerçekleştiren Çinli oyuncu seti almayı garantileyerek farkı iki frame indirdi. 0-73


 Yine başarılı güvenli vuruşlar ile başlayan yedinci frame'de ilk potu yine çok iyi bir uzun pot ile Çinli Chen Feilong yaptı ve ıstakayı eline aldı. Fakat iki vuruş sonrasında pozisyon harici kalınca tekrar güvenli vuruş tekrarlarına geri dönüldü. Masada kalan 8 kırmızının 6 tanesinin bant kenarında bulunduğu masada Neil, serisini 35'te sonlandırarak güvenli vuruş yaptı. Disiplinden iyice kopan Chen Feilong, hatalı bir güvenli vuruş yapınca fark bir anda 53 sayıya yükseldi. Maç topunu kaçıran Neil Robertson bir sonraki ıstakada bunu başardı ve bir üst tura yükselmeye hak kazandı. 75-13


 İkinci Tur'da Neil Robertson, Joe Perry ile karşılaşacak.

Diğer wildcard oyuncularına nazaran daha tecrübeli ve yaşlı olan Chen Feilong, Neil Robertson kalibresindeki oyunculara zorluk çıkarma ihtimali sıfıra yakın olan oyunculardan biri. Oyunun savunma yönünde çok hatalı vuruşlar yapan ve akılsızca hücum deneyen, eline ıstaka aldığında devamlılığı sağlayamayan bir oyuncu profilinden öteye gidemeyen bu tarz oyuncuların, böyle maçlarda tutunması çok zor.



 Neil Robertson, maçın belli dönemlerinde yok olmasına rağmen, kalitesini bir-iki vuruş ile gösterince gömlek farkı skora yansıdı. Bu maçta çok çok iyi oynadığı söylenemez ama karşısındaki rakibi saf dışı bırakabilmek için yeterli eforu sarfetti.

Neil Robertson 5-2 Chen Feilong [Detaylı Maç Analizi]


 Wildcard Turu'nda Fergal O'Brein'ı mağlup ederek Ana Tablo'ya adını yazdıran Çinli oyuncu Chen Feilong, 2010 Dünya Şampiyonu Avustralyalı Neil Robertson karşısında önemli bir sınava çıktı.


2 Ağustos 2012 Perşembe

Ayın Oyuncusu: Mark Davis





 12 Ağustos 1972 doğumlu olan İngiliz Snooker oyuncusu Mark Davis, ilk resmi başarısını 1995 WSC'de Ken Dohertry'i ilk turda mağlup ederek kazanıyor. 90'lı yılların sonunda Ana Tur'a dahil olan oyuncu, 2000'lerin başında ancak Top-48 içerisine girebildi. 2001'de İskoçya Regal Açık'ta çeyrek final gördü. Ardarda geçen çok kötü iki sezonun ardından 58. sıraya kadar gerileyen Mark Davis, 2008 WSC'ye kadar kayda değer bir başarı kazanamadı.

 2008 Kuzey İrlanda Trophy'de milli kahraman (Kuzey İrlandalı) Joe Swail'i mağlup etti. Ardından gelen D.Junhui galibiyeti ile Top-32 sporcu arasına girdi. Bu derece kariyerinin en iyi derecesiydi. Bahreyn Açık ve Birleşik Krallık turnuvalarında elemeleri geçemeyen İngiliz Davis, ilk sıralama turnuvası şampiyonluğu için 2009 yazına kadar beklemek zorundaydı. 6-Kırmızı Dünya Şampiyonası'nda Mark Davis, şampiyon oldu.

 2010 WSC'de Ryan Day'i yenerek 15 yıl sonra ilk kez WSC'de ikinci tura yükseldi. Kariyeri boyunca 100'den fazla Century Break'i olan Davis, en fazla Century Break yapan oyuncular sıralamasında da 35. sırada bulunmaktadır.

 Shanghai Masters 2010'da gösterdiği performans ile 18. sıraya kadar yükselen Mark Davis, ikinci kez ipi göğüslemek için 2012 Temmuz ayını bekliyormuş. Yine bir 6-Kırmızı Dünya Şampiyonası'nı kazanan İngiliz Davis, bu sezon Avustralya Açık Finali, Shanghai Masters Yarı Finali ile birlikte en sükseli sezon açılışını yapan oyuncu oldu ve Temmuz ayının oyuncusu seçildi.

Ayın Oyuncusu: Mark Davis



6 Mayıs 2012 Pazar

Rocket - The Captain


Betfred.com World Snooker Championship'te sona çok yaklaşıldı.Bugün itibariyle tamamlanan yarı final maçları ile birlikte finale yükselen iki oyuncu belli oldu.



 Matthew Stevens'ı orta vites bir oyun ile 17-10'luk skor ile geçen Ronnie O'Sullivan ve Dünya 7 Numarası Stephen Maguire'ı 17-12 ile geçen Allister Carter finale yükselen isimler oldu.


 Şimdi biraz Ronnie O'Sullivan ve Allister Carter'ı inceleyelim.

 

 Ronnie "Rocket" O'Sullivan


 Ronald Antonio O'Sullivan, 5 Aralık 1975 Wordsley doğumlu İngiliz oyuncu. Snooker dünyasında izleyiciler tarafından en fazla sevilen ve takip edilen oyuncu.Bu sevginin temelinde, oyunundaki hızı ve çözüm üreticiliği ön planda.Daha önce 2001, 2004 ve 2008 yıllarında Dünya Şampiyonu oldu. Kariyeri boyunca 6 Milyon Sterlin kazandı.Toplamda 21 tane sıralama turnuvası şampiyonluğuna sahip.En fazla Century Break yapan ikinci oyuncudur. 11 tane Maksimum Break'i vardır.


 İlk Century Break'ini 10 yaşında 117'lik bir break ile yapmıştır. İlk maksimum break'ini 15 yaşında iken yapmıştır.Şu anda En genç elemelere katılan oyuncu, En hızlı Maksimum Break gerçekleştiren oyuncu ve En hızlı maç tamamlayan oyuncu ünvanları hala kendisindedir.


Ronnie O'Sullivan'ın Kariyeri

 İlk turda elemelerden gelebilecek en zor rakiplerden birini çekerek yine talihsiz bir kurâya sahip olan Ronnie O'Sullivan, Peter Ebdon'ı beklenenin aksine rahat geçerek bir üst tura yükseldi.10-4

 İkinci turda son zamanlarda yıldızının hiç barışmadığı Mark Williams'la mücadele eden İngiliz oyuncu, 13-5'lik skor ile maçı domine etti ve adeta eski günlerinden bir bukle sundu.

 Çeyrek final'de rakip çok zorluydu.Kimi otoritelere göre Neil Robertson - Ronnie O'Sullivan maçının galibi turnuvayı kazanacak oyuncuydu.Maç çok çekişmeli geçti.İlk seansı geride kapatan Rocket, ikinci seansta arka arkaya kazandığı 6 frame ile maçı koparmayı bildi. 13-10

 Yarı final'de ise, iki kere Dünya Şampiyonası finali oynamış fakat hiç şampiyon olamamış olan Matthew Stevens ile karşılaşan O'Sullivan, rahat bir oyun ile 17-10'luk skor ile finale yürüdü.

 

Allister "The Captain" Carter

 

 Allister "Ali" Carter, 25 Temmuz 1979 Essex doğumlu İngiliz oyuncu.Lakabı The Captain'dır.2008 Dünya Şampiyonası'nda Ronnie O'Sullivan ile final oynamıştır.Finali kaybetse de bir frame'de Maksimum Break yapmayı başarmıştır.Yaşadığı mide rahatsızlığı yüzünden son iki sezonda çok formsuz olan Carter, bu sezon çok parlak bir performans sergilemedi.

 

 1996 yılında profesyonel snooker kariyerine başladı.1999 yılında the Benson and Hedges Championship'te şampiyon olarak yılın en iyi genç oyuncusu ünvanını kazandı.

 

 İlk-16'da yer alabilecek kapasitede olan Carter, son iki sezondaki düşüşü ile 17.sıraya kadar geriledi.

 

 Kariyerinde birçok yarı final ve çeyrek final bulunan Carter, oynadığı 4 final haricinde hiç bir turnuvada bu eşiği aşamayarak geride kalmıştır.

 

 Sağlamcı oyun tarzı ile birlikte oyunun pozitif (pot yapmaya yönelik) ve negatif (rakibe pot yaptırtmamaya yönelik) yönlerinin dengesi çok iyi ayarlayabilen bir oyuncu olarak göze çarpar.

 

 İki tane sıralama turnuvası olmayan turnuvalarda şampiyonluğu bulunan İngiliz oyuncu (Benson and Hedges Championship-1999, Huangshan Cup – 2008) 2012 Dünya Şampiyonası finaline yükselmiştir.

 

Allister Carter'ın Finalleri

  İlk turda Mark Davis karşısında domine bir oyun ile 10-2'lik skor ile kazanmayı bilen oyuncu adını ikinci tura yazdırdı.

 

 İkinci turda 2012 Dünya Şampiyonası'na damga vuran maçta Judd Trump'ı dramatik bir son ile 13-12 geçti. 

 Maçın hikayesini buradan okuyabilirsiniz.

 

 Çeyrek final'de turnuvanın flaş oyuncusu Jamie Jones ile karşılaşan Allister Carter, maçı kontrolü altında tutarak rahat görece rahat bir galibiyet aldı. 13-11

 

 Yarı final'de Dünya 7 Numarası Stephen Maguire'ı akıcı ve akıllı bir oyun ile saf dışı bırakarak finale yükseldi.17-12

Rocket - The Captain


Betfred.com World Snooker Championship'te sona çok yaklaşıldı.Bugün itibariyle tamamlanan yarı final maçları ile birlikte finale yükselen iki oyuncu belli oldu.

30 Nisan 2012 Pazartesi

İnanılmaz Maç Ali Carter'ın


Snooker'ın ne kadar muazzam bir oyun olduğunu bugün bir kez daha gördük ve yaşadık.



 Skor 12-9 iken Trump'ın yüzüne baktığınızda kendinden o kadar emindi ki.Sanki maç bitmiş kadar rahat hissediyordu kendini.17.Frame'in başında yaptığı denemeler ile de bu o kadar açıktı ki.Sonunda pişman olacağı bir rahatlamanın içerisine girmişti belki de.


  Allister Carter.Lakabıyla The Captain.İki sezondur onun için işler pek de iyi gitmiyordu.Hem yaşadığı sindirim sistemi bozukluğu hastalığı ile mücadele ediyordu hem de kariyerine devam ediyordu.Karın sancısı ile antremanlarına çıkıyordu belki de.Kötü oynuyordu.Kötü oynadıkça da oyundan soğuyordu.Sıralamalada daha da aşağı düşüyordu günden güne.Oyunu bırakmayı, emekli olmayı bile düşündü bir ara.Bu sezon buraya geldiğinde çok büyük ümitleri yoktu belki de. Kurâda Trump ile aynı bölgede yer alıyordu çünkü.


 Maç Carter için iyi başlamıştı.İlk iki frame'i güzel oyunlarla kazanmayı bilmişti.Ama Judd'la oynadığını unutuyordu.Arka arkaya kaybedilen üç frame ile ilk sabır yoklamaları da başlamıştı onun için.İlk iki seansta çok yıpranmadı belki de, skorda gerideydi ama kazanabilmek için ne kadar yıpranması gerektiğini henüz bilmiyordu.


 Son seansa Judd'ın 9-7'lik üstünlüğü ile başlandı.Savaş başlamıştı.İlk frame'de olanlar belki de geleceğin habercisiydi.Judd kötü vurduğunda bir şeyler onun yanında oluyordu.İşlerin kötü gitmesini engelliyordu.Ya da bu sadece bir psikolojiydi.Kırılması gereken bir psikoloji.

 

  Judd, 147 denedi.12 Kırmızı'yı 12 Siyah ile oynadı ama şansı bu sefer yanında değildi.Olmadı.Skor 12-9 Judd'ın lehineydi.

 

 The Crucible'da 10-10'luk eşitliğin yakalanabileceği bir maçta son bölümlere üç fark ile geride girmek belki de Carter için olabilecek en kötü şeylerden biriydi.


 23.Frame'de bir güvenli vuruş savaşı başlamıştı.Bunun yanında yıpranmalar da başlamıştı.İşte o an belki de iplerin koptuğu an.Judd paketin solundan bir çıkış yapar ve kırmızılar dağılır masanın her yerine.Beyaz mı? D Hattının gerisinde birbirine yapışmış halde duran Sarı ve Kahverengi topun arkasına saklanır.Öncelikle ilk hata Crucible seyircisinindi.O vuruşun ardından gelen alkışlar ve "C'mon Judd" nidâları olmasaydı belki de Carter böyle bir tepki vermeyecekti.Üstüne bir de Judd her zamanki gibi şansı ile paçayı kurtadığında özür dilemeyince Carter'ın sabrı taştı.Ayağa kalktı.Judd'a döndü ve alkışlamaya başladı.Yüzünde bir gülümseme vardı.Ama bu gülümseme hiç hayra alamet değildi.Kocaman bir ima vardı bu gülümsemede.Belki de daha önce bir çok oyuncunun içinden geçirip yapmaya cesaret edemediği şeyler vardı bu gülümsemede.Trump, bunun bir şakalaşma olmasını diledi ve gülümsedi.Belki suçu yoktu, onun karekteri böyleydi. Ama burası da Crucible'dı.


 Carter, o andan itibaren sadece kazanmaya odaklandı.İşi zordu.Masa çok dağınıktı, Renkliler hiç hoş değildi ve en önemlisi de bütün bakışlar onun üzerindeydi.Bir tepki koymuştu ortaya, haklıydı(hiç kuşku yok ki) fakat seyircilerden ne cevap alacaktı.Judd, çok popülerdi, hayranı çoktu.Böyle bir otoriteye karşı dik duruş sergilemek hiç de kolay olamazdı.Ama cebe gönderdiği ilk kırmızının ardından aldığı alkış ile belki de rahatladı ve farkı tek frame'e indirdi.


 Judd'ın işi çok zordu bu andan sonra.Üzerindeki baskı inanılmazdı.O anda, o konumda olmaktan nefret ettiği gözlerinden belliydi.Kazanmayı o da istiyordu ama zihnine engel olamıyordu.Bu da beyin-kol koordinasyonunu engelledi ve belki de bir çok amatör Pool oyuncusunun bile kaçırmayacağı kolaylıkta bir kırmızıyı kaçırdı.


 Başından kaynar sular dökülmüştü.Judd bir o kadar kendine hakim olamaz iken, Carter da o kadar kendinden emin ve kazanmak için oynuyordu.O koltukta bir çok seyircinin gözleri üzerinde iken öylece oturup rakibinin hatasını beklemek dünyanın en zor işiydi.Ve rakibi hata yapmadı.Fark kapanmıştı.Artık Judd'ın kaybetme lüksü yoktu.


 Açılışı Carter yaptı.Her iki taraf da (Decider Frame'inin yüzünden olacak ki) çok gergindi.Carter, durmadan bir yerlerini düzeltirken, Judd'ın da parmakları titriyordu.Gerçekten savaştılar.Her iki taraf da ufak tefek hatalar yaptı ama karşı tarafın bunu denemeye cesareti yoktu.Basketbol'da derler ya "Topun el yaktığı anlardayız" diye.İşte tam tanım buydu.


 İlk fırsatı Judd buldu.Ama sadece 9 sayı çekebilmek ile yetindi.Carter cevap vermeliydi.Masayı işlemeye çalışmaya başladı fakat güvenli vuruşlar sebebiyle masanın bir çok yanına dağılmış haldeydi kırmızı toplar.Hata yapmak kaçınılmazdı.

 


 Uzun bir süre savaşın sonunda Ali Carter potu buldu.Artık sıradaki kırmızı frame topuydu.O kırmızının yanında birkaç top daha cebe göndermeyi başardı.Masada 35 sayı vardı.Aradaki fark 48 sayı idi.Bu da demek oluyorki Judd'ın 4 Snooker'a ihtiyacı vardı.

 

 Carter, başarmıştı...

 Ya da öyle düşünüyordu. Öyle bir yumruk sıktı ki emindi kendinden...

 


 

 

 

 

 

 Trump, masaya geri döndü.İlk snooker'ını buldu.Allister Carter, o kadar lanettayin bir vuruş yaptı ki neredeyse hiç düşünmedi.Sonuç olarak faul yapmıştı.O anda anladı.Daha hiç bir şey bitmemişti.Trump, bir güzel vuruş daha yaptı ve ikinci snooker'ını buldu.Carter, bunu çözmeyi başardı ama gözlerinde korku vardı.Sevinç gösterisinin ardından "Ya bu maçı kaybedersem? Ya Judd geri dönerse?" düşünceleri zihnini kemiriyordu.

 Judd, arka arkaya müthiş vuruşlar yapmaya başladı.Bunların meyvesi olarak da bir snooker daha elde etti.Carter, dikkatlice çözmeye çalıştı ama temposunu tam ayarlayamadı.Faulün ardından beyaz biraz fazla yürüdü.Mavinin arkasına saklanmasına ramak kalmışken durdu.

 

 

 

Ya şimdi?

 

 Free Ball (Serbest Top) kararı çıkacak mıydı? Bu Carter'ın sonu olurdu.Hakem Olivier Maartel, büyük soğukkanlılıkla incelemesini yaptı ve Free Ball yoktu.Belki de Judd için maç, işte o anda bitmişti.Yaptığı dikkatsiz vuruşun ardından masanın iplerini Carter'a verdi ve kaçınılmaz son.

 

Lose..

İnanılmaz Maç Ali Carter'ın


Snooker'ın ne kadar muazzam bir oyun olduğunu bugün bir kez daha gördük ve yaşadık.

29 Nisan 2012 Pazar

Stephen Hendry 13-4 John Higgins


 Stephen Hendry, Betfred.com Dünya Şampiyonası'nda John Higgins'i 13-4'lük skor ile geçerek çeyrek finale yükseldi.



 En son 1999 yılında şampiyonluk kazanan Hendry, dün akşamki seansta yakaladığı 12-4'lük skor avantajını kullanmasına gerek kalmadan, oynanan ilk frame'de 64'lük bir break gerçekleştirdi ve Maguire'ın çeyrek finaldeki rakibi oldu.


 "İlk oturumda yüksek standartlarda oynadığımı düşünüyorum.John, daha önce hiç bu kadar kötü oynamamıştı bana karşı.Geçen gece sadece pot yapmayı düşündüm.Aradaki frame farkı 4'ten yukarı çıkınca rakibim şoka uğradı ve ne yapacağını bilemedi.


 John kendi standartlarına göre kötü bir sezon geçirdi.Burası onun için çok zorluydu ve üzerindeki baskı ile basit hata yapınca fark açıldı.


 Stephen Maguire çok sağlam görünüyor.Onunla başa çıkmak zor olacak.Elimden geleni yapacağım.Sonuçta burası Snooker oynamak için en ideal yer ve tadını çıkartmaya çalışacağım."


 Higgins maç sonunda şunları söyledi:


 "Stephen toplara çok iyi vurdu.İlk seansın başında 2-0 öne geçtim ve gerçekten iyi bir maç olacağını düşündüm.Fakat sonrasında bu seans 5-3 bitti.Çok fazla dezavantajlı değildim skor her şeye rağmen yakındı.Ama ikinci seansta sadece bir frame alabildim ve bunda Stephen'ın iyi oyununun yanı sıra benim çok kötü olmamın da payı vardı.


 Burada hayatınızın en iyi anlarını da yaşayabilirsiniz, en kötü kabuslarını da görebilirsiniz. 10-4 olduktan sonra kendimi çok kötü hissettim.Geri dönebileceğime inanmıyordum.Stephen bir şans verdi bana ama pembe topu kaçırdığımda maç benim için bitmişti.


 Bu sezonu inceleyip değerlendirmek zorundayım.İşler yolunda gitmedi belki ama gelecek sene için düzeltilmesi gerekn hataları düzeltip daha iyi odaklanan birisi olarak geri döneceğim buraya."

Stephen Hendry 13-4 John Higgins


 Stephen Hendry, Betfred.com Dünya Şampiyonası'nda John Higgins'i 13-4'lük skor ile geçerek çeyrek finale yükseldi.


18 Nisan 2012 Çarşamba

World Snooker Championship'e Az Kala

 

 2012 Betfred.com World Snooker Championship için geri sayım sürüyor.21 Nisan - 7 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirelecek olan Snooker takviminin en önemli etkinliğinde merak ve heyecan had safhada.




 Turnuvanın açılışı her zamanki gibi bir önceki senenin şampiyonu tarafından yapılacak. İlk tur maçları "Best of 19"formatıyla gerçekleştirilecek. Turnuvayı kazanan oyuncu 10000 sıralama puanının yanı sıra £ 250.000'luk ödülün de sahibi olacak. The Crucible'da 147 gerçekleştirebilen bir oyuncu olursa da £ 50.000'lik para ödülünü kazanacak.

 


 İlk eşleşmemiz John Higgins - Liang Wenbo. 2011 Dünya Şampiyonu Higgins, bu sezonu kendi standartları içerisinde felaket olarak nitelendirilebilecek şekilde geçirdi. Liang Wenbo ise ilk çıkış yaptığı dönemdeki heyecanı izleyicilere artık hissettiremiyor ve bunun yanında sıralamada da gayet geride kaldı.Çok kolay olmasa da John Higgins, Çinli rakibi karşısında üstünlük kuracaktır.

 İlginç eşleşmelerden biri de Stuart Bingham - Stephen Hendry. 2012 Australia Open'ı kazanan Bingham, son dönemlerde formu düşse de, Stephen Hendry'nin bir-iki yıllık buhran dönemini atlatması ve kendini toparlamasıyla birlikte Hendry ön plana çıksa da bu maçın çok ortada bir maç olduğunu düşünüyorum.

 Graeme Dott - Joe Perry eşleşmesinde ise, Perry elemeleri rahat geçerek buraya gelmiş olsa da 2006 Dünya Şampiyonu Dott, disiplini ve oyun karekteri ile adını bir üst tura yazdırmaya daha yakın olan taraf.

 Adından bu sene çok söz ettiren Belçikalı Youngstar Luca Brecel ise, The Crucible'da mücadele eden en genç oyuncu ünvanını kazanacak. Bu sezon oynadığı iki finalde de hüsrana uğrayan tecrübeli Maguire ise Dünya Şampiyonluğuna gözünü dikmiş durumda.İzleyiciler tarafından büyük sempati uyandıran genç Brecel, bu kadar talihsiz bir kura çekmemiş olsaydı daha üst turlara adını yazdırabilirdi fakat başarıya aç bir Maguire'ın da ilk turda eleneceğini düşünmek hayalperestlik olur.

 Belki de 16 eşleşme arasından sonucu en çok belli olan eşleşme Shaun Murphy - Jamie Jones eşleşmesi. Crucible havasını solumanın bile büyük başarı olduğunu düşündüğüm Jones için, Murphy karşısında şans tanımıyorum.

 Bu sezonun şüphesiz en formda oyuncusu Stephen Lee, İngiliz Andrew Higginson ile mücadele edecek. Sürpriz ihtimali elbette var fakat Stephen Lee'nin oyunundaki toparlanmayı 2009'da Lee'yi izleyen takipçilerimiz çok iyi sezeceklerdir.Daha çok oyunu düşünen, daha çok kazanmayı isteyen ve daha çok maç yapan bir Lee ortaya çıktı.Bu yüzden de Higginson'ın işi gerçekten zor.

 

 Bu sezon sonunda emekli olmak istediğini açıklayan fakat sonrasın kesin kararını vermediğini söyleyen Allister Carter, son dönemlerde kendini gerçekten hiç iyi hissetmiyor.Yaptığı açıklamalarda oyundan, sergilediği performanstan hiç memnun olmadığını dile getiren oyuncu için bu Crucible son Crucible olabilir.Mark Davis'in burada turu geçmemesi için hiç bir sebep yok.


 Geçen sezona fırtına gibi giren ve bu sezon da UK Championship'i kazanan Judd Trump, geçen turnuvada trajik potlarla elediği Dominic Dale ile karşılaşacak.Dale, iyi oynadığı zamanlarda çok tehlikeli olabilen bir oyuncu.Normal şartlarda hiç kimse Judd'ın ilk turda kaybedeceğini düşünmüyor fakat elemelerden gelip de bunu başarabilecek ender oyunculardan biri de Dale'dir.

 

 Mark Williams - Liu Chuang eşleşmesi de sürpriz kapasitesi çok düşük maçlardan olarak göze çarpıyor.Elemelerde Jimmy White'ı devirerek buraya gelen Liu'nun kurada "MJW" ile denk gelmesi şanssızlık olarak değerlendirilebilir.

 

 Kura çekiminin tartışmasız en ilginç ve en spekülatif eşleşmesi Ronnie "The Rocket" O'Sullivan - Peter "The Tortoise" Ebdon. Lakaplarından da anlaşılacağı üzere oyun karekteri bakımından denk gelebilecek en zıt ikili. Biri roket kadar hızlı iken, diğeri kaplumbağa kadar yavaş.

 Şu detayı kesinlikle atlamayalım.WSC'den önceki turnuva China Open'dı. Bir yanda China Open'da Neil Robertson,Stephen Maguire gibi isimleri yenerek şampiyon olan çok formda bir Peter Ebdon var.Diğer tarafta ise son 3 sıralama turnuvasına yaşadığı "Mononükleoz" rahatsızlığı sebebiyle katılamayan Ronnie var.Rocket taraftarlarının endişeye kapılması muhakkak ki normal.Fakat şunu gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki, yavaş oyunu ile rakiplerini dağıtan bu kaplumbağayı ezerek geçebilecek yegâne oyuncu da Ronnie O'Sullivan'dır.

 

 Martin Gould -David Gilbert eşleşmesi yine sonucu önceden tahmin edilesi maçlardan biri. Elemelerden gelen Gilbert'in Dünya 12 Numarası karşısında şansı olduğunu düşünmüyorum.

 

 2010 Dünya Şampiyonu ve son Masters Şampiyonu Avustralyalı oyuncu Neil Robertson, İrlandalı tecrübeli oyuncu Ken Doherty ile karşılaşacak.Doherty'nin Neil'i zorlaması muhtemel ama Neil'in geçen sezon düştüğü hataya tekrar düşerek WSC'ye ilk turda veda edeceğini düşünmüyorum.

 

 Ding Junhui - Ryan Day karşılaşmasında Galli oyuncu Ryan Day'in sürpriz olasılığı elbette var fakat Çinli Ding buna izin vermeden maçı rahat kazanacağını düşünüyorum.

 

 2012 World Open Şampiyonu Mark Allen günden güne daha iyi performans sergiliyor.Bu sezon ilk sıralama turnuvası zaferini yaşadı ve artık daha fazla başarıyı istiyor.Karşısında genç bir Çinli var.Cao Yupeng.Elemelerde zorlu maçları atlatarak Crucible'a adım atan Yupeng, talihsiz bir kuranın kurbanı olacağı düşüncesindeyim.Mark Allen da fazla fırsat tanımadan maçı rahat bir şekilde kazanır.

 

 Belki de eşleşmeler içerisinde sürprize aday maçlardan bir tanesi Mark Selby - Barry Hawkins.1.5 sene öncesine kadar Selby, tank oyunu ile oyuncuların eşleşmek istemediği isimdi.Zaten bu performansı da onu bu süre içerisinde hep çeyrek final-yarı final seviyesinde tuttu.Bunun sonucunda da geçici sıralamada 1 Numara'daki yerini aldı.Fakat son dönemlerde oyununda bariz bir düşüş gözlenen İngiliz oyuncu, son dönemlerde yaşadığı boyun rahatsızlığı ile de başı dertte.Bu şartlar altında yerinde hücüm etmeyi bilen Hawkins karşısında, maçın ağırlığını Selby'e vermek doğru olmaz diye düşünüyorum.

 

 Crucible'da ilk turdaki son eşleşmede, Matthew Stevens - Marco Fu karşılaşması dikkat çekiyor.Denk güçlerin mücadelesi şeklinde geçecek olan bu maçta daha az hata yapan tarafın maçı kazanacağını düşünüyorum.


 Büyük heyecan Cumartesi günü yerel saat ile 12.00'dan itibaren John Higgins - Liang Wenbo maçı ile başlayacak.

World Snooker Championship'e Az Kala

 

 2012 Betfred.com World Snooker Championship için geri sayım sürüyor.21 Nisan - 7 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirelecek olan Snooker takviminin en önemli etkinliğinde merak ve heyecan had safhada.


15 Nisan 2012 Pazar

Hearn: "Ding Şampiyon Olur"

 

 21’inde başlayacak Dünya Şampiyonası öncesi favori olarak Ding Junhui’yi gördüğünü söyleyen Snooker’ın patronu Barry Hearn, oyunun geleceği hakkında da önemli açıklamalarda bulundu.

 

MaximumSnooker'a konuşan Hearn, birçok kritik sorunun cevabını verdi;


 - Snooker’ın Crucible ile olan mevcut kontratı 2015’te bitiyor. Dünya Şampiyonası için o tarihten sonra ne planlıyorsunuz?
 Crucible ile kontrat yenilemeyi şu an için gerekli görmüyorum. Orası bizim evimiz ve Sheffield’ı seviyoruz. Zaten devam edecektir. BBC’nin ulusal yayın haklarını elinde bulundurduğu ve bize destek verdiği sürece Crucible’dan ayrılmamız anlamsız.

  - Pahalı olmasına rağmen bu seneki Dünya Şampiyonası’nın biletlerinin tamamının satılmasını bekliyor musunuz?
 Bilet satışları geçtiğimiz yılın çok önünde. Crucible çok prestijli bir turnuva ve Britanya spor takviminde yeri oldukça sağlam. Daha yüksek bedelleri hak ediyor, biz de daha önce hiç denemediğimiz biçimde fiyatları arttırmayı tercih ettik. Şimdiye kadar beklediğimiz ilgiyi gördük ve iyi bir şov izleyeceğimizden eminim.

  - İki yıldan fazla bir süredir Snooker’ın başkanısınız. Peki bu geçen süre içinde yaptığınız işlerden tatmin oldunuz mu? Yeniliklere hâlâ ihtiyaç var mı?
 Ben asla tatmin olmam ve her zaman yenilik gerekir! İyi bir başlangıç yaptık, benim ilk işim de insanları çalışmaya teşvik etmek oldu. Geçmişten farklı 25 yeni turnuva organize ettik. Para ödülü, para ödülüdür ve bizim görevimiz profesyonel oyuncuların katılımı için gerekli miktarı sağlamak.
  Gelişim için Eurosport nazarında önemli başarılar elde ettik ama Britanya içindeki televizyonlarda yapmamız gereken işler var. Ayrıca Çin’deki Pazar genişliyor ve biz de bunu kaybetmemek için dikkatli olmalıyız.
  Geçtiğimiz yılki Avustralya eklemesi iyi gitti, Brezilya da fena değildi ama onun bu seneki takvimde yer alıp almayacağından emin değilim. Aynı zamanda Hindisyan, Kanada ve Rusya gibi bazı ülkelerde yeni turnuvalar organize etmeyi düşünüyoruz.
  Oyuncuların yoğun bir takvimde sezonu geçirmesi beni mutlu ediyor ama iş anlamında umursamazlığı sevmiyorum. Yaptığımız iş oldukça kârlı ve gelecekte de aynı şekilde devam etmeyi planlıyorum. Yurt dışı turnuvaları için olumlu istek aldığımız kesin ama Ada içi saygınlığımızı da her şeye rağmen korumalıyız.

  - Malumunuz 2012, Olimpiyat düzenleyecek Britanya için büyük bir yıl. Snooker’ı olaya dahil etmek adına herhangi bir çalışmanız var mı?
 Öyle bir isteğim yok, çok da önemsemiyorum açıkçası. Bir sporun Olimpiyat’a dahil olması elbette övgüdür ama ben dart, snooker gibi sporları diğerleriyle aynı statüde görmüyorum. O yüzden bunu ciddi şekilde tartışmak çok da doğru değil.
  Peki, tenis ve futbolu Olimpiyatlar için ciddiye alıyor muyum? Pek değil. Benim Olimpiyat anlayışıma göre atletizm branşları ana dalı oluşturuyor, eğer biri bana Snooker’ı da dahil etmemizi söylerse buna uyarım ama yine de düşüncemden vazgeçmem. Kim bilir, golf gibi profesyonel bir spora sahibiz ve bize de böyle bir teklif geldiği zaman kabul etmemiz muhtemel.

  - Snooker ile ilgili ilk anın ne?
 Sanıyorum ilk anım 1974’te bir Snooker salonları zinciri satın almam. Hatırlıyorum, birinde yürürken kendimi evimde gibi rahat hissetmiştim. O günlerde gençtim ve evimi özlüyordum. Fakirler, köylüler, boş boş dolaşanlar sabahları salonda oluyordu, akşamları da çalışan kişiler geliyordu. Harika bir mozaikti ve ben de her zaman kendimi Snooker salonlarında rahat hissetmişimdir.

  - Snooker masasında en yüksek serin kaç?
 Bir maçta 56, antrenmanda ise 84. Steve Davis ile 101 frame’de biten ve frame’lere 70 avantajla başladığım maçları oynamaya alıştım. Şimdiye kadar yaptığım en iyisi onun beni 51-49 yendiği maç.

  - Ve son olarak bir milyon dolarlık soru, bu sene sence Dünya Şampiyonası’nı kim kazanacak?
 Bence Ding Junhui alacak. Formda ve tecrübe edindi, harika bir sezon geçiriyor. Bence Crucible için hazır.

Hearn: "Ding Şampiyon Olur"

 

 21’inde başlayacak Dünya Şampiyonası öncesi favori olarak Ding Junhui’yi gördüğünü söyleyen Snooker’ın patronu Barry Hearn, oyunun geleceği hakkında da önemli açıklamalarda bulundu.

 

MaximumSnooker'a konuşan Hearn, birçok kritik sorunun cevabını verdi;


 - Snooker’ın Crucible ile olan mevcut kontratı 2015’te bitiyor. Dünya Şampiyonası için o tarihten sonra ne planlıyorsunuz?
 Crucible ile kontrat yenilemeyi şu an için gerekli görmüyorum. Orası bizim evimiz ve Sheffield’ı seviyoruz. Zaten devam edecektir. BBC’nin ulusal yayın haklarını elinde bulundurduğu ve bize destek verdiği sürece Crucible’dan ayrılmamız anlamsız.

  - Pahalı olmasına rağmen bu seneki Dünya Şampiyonası’nın biletlerinin tamamının satılmasını bekliyor musunuz?
 Bilet satışları geçtiğimiz yılın çok önünde. Crucible çok prestijli bir turnuva ve Britanya spor takviminde yeri oldukça sağlam. Daha yüksek bedelleri hak ediyor, biz de daha önce hiç denemediğimiz biçimde fiyatları arttırmayı tercih ettik. Şimdiye kadar beklediğimiz ilgiyi gördük ve iyi bir şov izleyeceğimizden eminim.

  - İki yıldan fazla bir süredir Snooker’ın başkanısınız. Peki bu geçen süre içinde yaptığınız işlerden tatmin oldunuz mu? Yeniliklere hâlâ ihtiyaç var mı?
 Ben asla tatmin olmam ve her zaman yenilik gerekir! İyi bir başlangıç yaptık, benim ilk işim de insanları çalışmaya teşvik etmek oldu. Geçmişten farklı 25 yeni turnuva organize ettik. Para ödülü, para ödülüdür ve bizim görevimiz profesyonel oyuncuların katılımı için gerekli miktarı sağlamak.
  Gelişim için Eurosport nazarında önemli başarılar elde ettik ama Britanya içindeki televizyonlarda yapmamız gereken işler var. Ayrıca Çin’deki Pazar genişliyor ve biz de bunu kaybetmemek için dikkatli olmalıyız.
  Geçtiğimiz yılki Avustralya eklemesi iyi gitti, Brezilya da fena değildi ama onun bu seneki takvimde yer alıp almayacağından emin değilim. Aynı zamanda Hindisyan, Kanada ve Rusya gibi bazı ülkelerde yeni turnuvalar organize etmeyi düşünüyoruz.
  Oyuncuların yoğun bir takvimde sezonu geçirmesi beni mutlu ediyor ama iş anlamında umursamazlığı sevmiyorum. Yaptığımız iş oldukça kârlı ve gelecekte de aynı şekilde devam etmeyi planlıyorum. Yurt dışı turnuvaları için olumlu istek aldığımız kesin ama Ada içi saygınlığımızı da her şeye rağmen korumalıyız.

  - Malumunuz 2012, Olimpiyat düzenleyecek Britanya için büyük bir yıl. Snooker’ı olaya dahil etmek adına herhangi bir çalışmanız var mı?
 Öyle bir isteğim yok, çok da önemsemiyorum açıkçası. Bir sporun Olimpiyat’a dahil olması elbette övgüdür ama ben dart, snooker gibi sporları diğerleriyle aynı statüde görmüyorum. O yüzden bunu ciddi şekilde tartışmak çok da doğru değil.
  Peki, tenis ve futbolu Olimpiyatlar için ciddiye alıyor muyum? Pek değil. Benim Olimpiyat anlayışıma göre atletizm branşları ana dalı oluşturuyor, eğer biri bana Snooker’ı da dahil etmemizi söylerse buna uyarım ama yine de düşüncemden vazgeçmem. Kim bilir, golf gibi profesyonel bir spora sahibiz ve bize de böyle bir teklif geldiği zaman kabul etmemiz muhtemel.

  - Snooker ile ilgili ilk anın ne?
 Sanıyorum ilk anım 1974’te bir Snooker salonları zinciri satın almam. Hatırlıyorum, birinde yürürken kendimi evimde gibi rahat hissetmiştim. O günlerde gençtim ve evimi özlüyordum. Fakirler, köylüler, boş boş dolaşanlar sabahları salonda oluyordu, akşamları da çalışan kişiler geliyordu. Harika bir mozaikti ve ben de her zaman kendimi Snooker salonlarında rahat hissetmişimdir.

  - Snooker masasında en yüksek serin kaç?
 Bir maçta 56, antrenmanda ise 84. Steve Davis ile 101 frame’de biten ve frame’lere 70 avantajla başladığım maçları oynamaya alıştım. Şimdiye kadar yaptığım en iyisi onun beni 51-49 yendiği maç.

  - Ve son olarak bir milyon dolarlık soru, bu sene sence Dünya Şampiyonası’nı kim kazanacak?
 Bence Ding Junhui alacak. Formda ve tecrübe edindi, harika bir sezon geçiriyor. Bence Crucible için hazır.

10 Nisan 2012 Salı

Hendry: "Crucible'a döneceğim"






Snooker efsanesi Stephen Hendry, 27. kez üst üste Dünya Şampiyonası’na katılmak için eleme turlarını geçmek zorunda.

Yedi sefer Crucible’da zafere uzanan Hendry, bir süredir ilk 16’nın dışında yer alıyor ve takvimin en prestijli turnuvasına tekrardan katılmak için eleme turlarında mücadele edecek.

Geçtiğimiz sezon emekliliği düşünen ancak şimdilerde kariyerini toparlayan ve iyi durumda olduğunu söyleyen 43 yaşındaki oyuncu, “Crucible’a geri dönmek benim için çok şey ifade ediyor. Hâlâ pot yapabiliyorum ve bu beni motive etmekte. Stilim değişmedi” şeklinde konuştu.

Dünya 20 numarası, 1985’ten beri bütün şampiyonalara direkt katılım başarısı göstermiş ve son kez 1999’da kupanın sahibi olmuştu.

Stephen Hendry, 19 frame’lik eleme turlarında haftaya cumartesi gününden itibaren boy gösterecek. Crucible elemesinde Steve Davis, Peter Ebdon ve Ken Doherty gibi eski dünya şampiyonları da bulunuyor.

Hendry: "Crucible'a döneceğim"






Snooker efsanesi Stephen Hendry, 27. kez üst üste Dünya Şampiyonası’na katılmak için eleme turlarını geçmek zorunda.

Yedi sefer Crucible’da zafere uzanan Hendry, bir süredir ilk 16’nın dışında yer alıyor ve takvimin en prestijli turnuvasına tekrardan katılmak için eleme turlarında mücadele edecek.

Geçtiğimiz sezon emekliliği düşünen ancak şimdilerde kariyerini toparlayan ve iyi durumda olduğunu söyleyen 43 yaşındaki oyuncu, “Crucible’a geri dönmek benim için çok şey ifade ediyor. Hâlâ pot yapabiliyorum ve bu beni motive etmekte. Stilim değişmedi” şeklinde konuştu.

Dünya 20 numarası, 1985’ten beri bütün şampiyonalara direkt katılım başarısı göstermiş ve son kez 1999’da kupanın sahibi olmuştu.

Stephen Hendry, 19 frame’lik eleme turlarında haftaya cumartesi gününden itibaren boy gösterecek. Crucible elemesinde Steve Davis, Peter Ebdon ve Ken Doherty gibi eski dünya şampiyonları da bulunuyor.